Yaşam Rehberi

İLİŞKİ KABADAYLIĞI- SORUNLARIN PARÇASI OLMAMAK İÇİN TAVIR VE SÖZE DİKKAT

olcek kariyer
Toplumsal bir varlık olarak yaşadığımız ilişkilerin bir parçasıyız. O kadar çok şeyle muhatap olur o kadar cok şeyle zihnimizi mesgul ederiz ki saysak, tabi sayabilirsek, biz bile şaşırırız. Etrafımızdaki nesneler, olaylarla kurduğumuz yoğun ilişkinin dışında insanlarla kurduğumuz ilişki yazının esas noktasıdır.  Bu ilişki biçimi çeşitli şekillerde adlandırılabilir. Arkadaşlık, Tanışıklık, Gönül Yarenliği, Kardeşlik, Aile… ilişki biçimlerinden sadece bazıları.
Bahse konu muhataplarımızla yaşadığımız iletişimin çoğu safhasında çeşitli sorunlar yaşar kimini çöze kimini çözemeyiz. Bazılarını çözmek bir yana şiddetinin de artmasını sağlarız. Bu nasıl olur? Neden sorunu çözmek istediğimiz halde sorunu çözemeyiz? Ya da neden sorunu çözmek istememekle beraber şiddetinin artmasına pay sahibi oluruz. İlişki kabadaylığı kavramı burada çok önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. 
Herhangi bir sorunun vuku bulmasından kişi olarak karşıdakini haksız bulabilirsiniz. Bu değerlendirmeyi olayın tümüne de yayarız. Tartışmada ben haklıydım ama o  kişi hatalıydı. Şunu yaptı ve haksızlığını kabul etmedi. Belki de araya küfür de sıkıştırarak karşı ve bizi haklı bulan söylemde bulunuruz.  Çoğu kez bizi de çok mutsuz eden bir süreçten haklı çıkarız. Karşı kişi de tartışmaya veya kavganın süreci için kendisini haklı çıkaracak bir söylemde kendisince bulunuyordur. Örneğin bir çocuğun gelişimi konusunda karı-koca kavgasını düşünün. İş yapmaktan kaçan bir çocuğa baskı kuran bir eş, çocuğun önünde başak bir eş tarafından eleştirilince kavgaya tutuşuyorlar. Herkes haklı aslında herkes haksız en zararlı çıkan ise çocuk. Her iki kişi çocuk için kavga ediyor ama çocuk mutlak kaybeden oluyor. Olayın diğer tarafları olan kadın ve erkek taraf olan anne ve baba da kaybediyor. Bu tür örnekleri arkadaşlıklar, iş görüşmeleri, tartışmanın ve kavganın olduğu tüm ortamlara yayabiliriz. Peki kaybeden kim. İşin aslı nedir. Hatalı ve haksız kimdir?
İşin aslı şu şekildedir. Her tartışma ve kavga bir süreçtir. Yani anlık değildir. Bir saniye ve hatta bir dakika sürmez. Daha uzun sürer ve her iki taraf defalarca söz beyan edebilir. İlk başta hata belki taraflardan birine aittir. Fakat süreç devam ettiği sürece her iki taraf da suçun parçası olmaktadır. Karşıdaki sizin gölgeniz olmaktadır. Örneğin bir tartışmada malum ülkemizde çok yaygın olan ve devlet yöneticileri tarafından da kullanıldığı gibi birinin karşı tarafa “lan”, “şerefsiz”, “sem kimsin” “sen ne anlarsın” gibi ifadeler kullandığını varsayalım. Bu durumda bu ifadeyi kullanan haksızdır. Karşı taraf ta çıkıp “Esas sen kimsin lan” derse tartışma ikinci aşamaya yükselmiştir. Bu durumda olayın artık ikinci faili vardır. İlk örneğimiz de çocuğu kendisince korumaya çalışan kocaya karşı kadın tartışmayı alevlendirdiğinde artık kendisi de bu eylemin ciddi ortağıdır. İlk başta koca hatalıyken, çocuğun önünde karşılık veren kadın da suçun bir ortağı olmuş ve kocasını kavga sürecinin genişleyen ve uzayan gölgesi yapmıştır. 
Peki nasıl olacak? Şöyle olacak sizi durduran trafik polisine “Ne var” demeyeceksiniz. “Lan” diyene siz de “Lan” demeyeceksiniz. Karşı koyan kocaya “Sanane, sana ne oluyor, ne biçim babasın,..” demeyeceksiniz. Çok kısa şekilde ifade ettik.  Nasıl olacak? Eğer kavga etmek istemiyor ve süreçte haklı olacaksanız kesinlikle dilinizin yumuşak olması gerekir. Herkesin kaşlarının çatık olduğu bir ortamda kimse galip değildir. Size lan diye hitap edenlere bazen duymamazlıktan geleceksiniz. Gayri ihtiyari tek tük arada kızgınlık ve kabadaylık içermeyen “lan” ifadesini duymamazlıktan gelmek sizi üzmez. Ciddi, kabadaylığın bir ürünü olarak , yani üstünlük taşıyıcı ifade olarak “lan” denilmişse mutlaka kendinizi ezdirmeyin. Fakat bunu da o ilişkinin kabadayı kişisi olarak yapmayın ki ikinci hatayı siz işlememiş olun. Bunun yerine; "size “lan” demek yakışıyor mu?", "Şimdi seninle kavga mı ederim, bu bize yakışır mı" ve benzeri, karşıdakinin seviyesine de uygun, ifadeler sizi ikinci hatalı kişi yapmaz. Karşıdakinin esiri olmaz, gölgesi olmazsınız.  Çocuk için kavga etmeye kalkan babaya, tamam bu sefer de böyle olsun derseniz. Sonra çocuktan ayrı bir ortamda kişiye o hareketin yanlış olduğunu, kendisine duyduğunuz saygıdan dolayı çocuğun önünde kendisini ezermiş gibi gözükmek istemediğiniz içn itiraz etmediğinizi söyleyebilirsiniz.  “Sen kimsin?” diyen birine “Esas sen kimsin”, “Şerefsiz”… diyen birine de cevap verirken yumuşak bir şekilde “Yakışıyor mu sana böyle şeyler demek. Belki ben hatalı olabilirim ama bunu böyle söylemen doğru mu….” Derseniz karşıdaki kişi genelde yumuşayacaktır. Siz, tartışma evresinin başında tonu yükseltmeye değil düşürmeye başlamış olur ve kontrolu ele geçirirsiniz. Bazen mekandan uzaklaşmayı da bilmelisiniz. Böylece ilişkinin kabadaylığından uzak durmuş ve mertçe, cesurca, güzelce sizin kontrolunuzda iletişimi sürdürmüş olursunuz. Siz karşıdakinin gölgesi olmadığınız gibi karşıdakini ve etraftakileri sizin gölgeniz yapmış olursunuz.
 
Responses (0)
No response for this article yet.
Guest
Submit Your Response
Upload files or images for this discussion by clicking on the upload button below. Supports gif,jpg,png,jpeg,zip,rar,pdf
• Insert • Remove Upload Files (Maximum File Size: 2 MB)
Share Location

Sharing your current location while posting a new question allow viewers to identify the location you are located.

Latitude:
Longitude:
Captcha
To protect the site from bots and unauthorized scripts, we require that you enter the captcha codes below before posting your question.